Desteklenen Projeler

2017

Diyabetli Bireylerde Mobil Diyabetik Ayak Kişisel Bakım Sisteminin (m-DAKBAS) Etkinliğinin Değerlendirilmesi

Proje Yılı: 2017.2_2

Proje Yürütücüsü: Dr. Öğr. Görevlisi Meryem Kılıç

Proje Danışmanı: Prof. Dr. Ayişe Karadağ

Stoma Bakımı Eğitiminde Mobil Sağlık Uygulaması Kullanımının Bireyin Stomaya Uyumuna ve Peristomal Cilt Lezyonlarının Gelişimine Etkisi

Proje Yılı: 2017.2_10

Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Merdiye Şendir

Ankilozan Spondilitte Anti-Tnf İlaç Uyumuna Mobil Uygulamanın Etkinliği: Pilot Çalışma

Proje Yılı: 2017.2_16

Proje Yürütücüsü: Yrd. Doç. Dr. Ayşe Özkaraman

Kanser Hastalarının Psikososyal Gereksinimleri, Başetme Biçimleri ve Yaşam Kaliteleri

Proje Yılı: 2017.2_22

Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Perihan Güner

2016

Hemşirelerin Mesleki Deneyimlerini Yazma Ve Yayınlama Becerilerinin Geliştirilmesi

Proje Yılı: 2016_2

Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Sibel Erkal İlhan

Türkiye’de Hemşireler için Sağlıklı Çalışma Ortamı Standartlarının Geliştirilmesi

Proje Yılı: 2016_4

Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Gülseren Kocaman

Doğuma Hazırlık Sınıflarının Anne Adaylarının Doğum Eylemine Karşı Tutumu ve Özgüven Düzeylerine Etkisi

Proje Yılı: 2016.2_1

Proje Yürütücüsü: Yrd. Doç. Dr. Çiğdem Gün

Onkoloji Alanında Çalışan Hemşirelerin Psikososyal Bakım Verme Konusundaki Gereksinimlerinin Belirlenmesi

Proje Yılı: 2016.2_2

Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Perihan Güner

Doğum Eyleminde Uygulanan Hemşirelik Desteğinin Doğum Ağrısı, Korkusu ve Doğum Algısına Etkisinin Belirlenmesi

Proje Yılı: 2016.2_3

Proje Yürütücüsü: Yrd. Doç. Dr. Dilek Coşkuner Potur

2015

İçindeki Kurtarıcıyı Keşfet! Gençlere Yönelik Bilinçli İlk Yardım Projesi

Proje Yılı: 2015_4

Proje Yürütücüsü: Yrd. Doç. Dr. Özlem Yazıcı

İstanbul ve Diyarbakır’da Yaşayan Romanların Genel Sağlık Durumu, Sağlığı Geliştirici Yaşam Biçimi Davranışları ve Yaşam Kaliteleri

Proje Yılı: 2015_5

2014

Ülkemizde Psikiyatri Kliniklerinin Tedavi Edici Ortam Yönünden İncelenmesi

Proje Yılı: 2014_4 BURDUR

Proje Yürütücüsü: Yrd.Doç.Dr. Gül ERGÜN

Proje özetini görmek için tıklayın.

Giriş: Ruhsal bozukluğu olan bireylerin yataklı birimlerde bireyin güvenlik, fiziksel rahatlık, günlük yaşam aktivitelerini rahatça sürdürmeye ilişkin bazı ihtiyaçlarının sağlanması gerekmektedir. Terapotik ortam; bireyin psikiyatrik problemini fark etmesine ve iyileşmesine yardım etmenin yanında; sosyal organizasyonları, destekleyici niteliği ve toplumsal değerleri ile bireyin benlik güçlerini en iyi şekilde kullanımına fırsat veren bir ortamdır.

Amaç: Bu çalışmanın amacı ülkemizdeki psikiyatri kliniklerinin tedavi edici ortam yönünden mevcut durumlarının saptanmasıdır. Yöntem: Bu araştırmada ülkemizdeki 195 psikiyatri kliniğini bulunan kurumlarda kesitsel ve tanımlayıcı türde yapıldı. Araştırmada araştırmacılar tarafından literatür taranarak ve uzman görüşü alınarak oluşturulan kliniklerin özelliklerini içeren 42 sorudan oluşan anket formu kullanıldı. Anket formunda yataklı psikiyatri servislerinin fiziksel özellikleri, birimlerde yapılan aktiviteler, ruh sağlığı çalışanlarının sayıları ve eğitim durumlarını detaylı içeren sorular bulunmaktadır. Veriler 25 Haziran 2014 -15 Temmuz 2015 arasında, anketör tarafından telefonla klinikteki yetkili kişiye ulaşılarak, yanıtları forma kendisi kaydetmesi şeklinde toplandı. Verilerin analizinde SPSS (version18.0) kullanıldı. Hastanelerle ilgili tanımlayıcı istatistik olarak, sayı ve yüzdelikler kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık sınırı p<0.05 olarak alındı.

Bulgular: Kliniklerin % 63.1 6-10 arasında hemşire, % 77.9 1-10 arasında hekim bulunduğu, % 71.3 öğretim üyesi bulunmadığı, % 37.4’ünde görüşme odasının olmadığı, %47.2’sinde 1 adet uğraşı odasının bulunduğu saptandı. Psikiyatri kliniklerinin duvar renklerinde genellikle krem ve beyaz renklerinin tercih edildiği belirlendi. Kliniklerin % 99’unda hastalara yönelik aktivitelerin yapıldığı % 45.6 uğraşı terapisi yapılmadığı, planlı tüm uğraşı terapisi etkinliklerinin yapıldığı klinik oranının ise % 16.9 olduğu, düzenli spor aktivitesi yapılmayan klinik oranının % 57.5 olduğu saptandı. Klinik aktivitelerde hemşirelerin sorumlulukları sorulduğunda; katılan hastanelerin % 54.4’ünden hastalarla oyun oynamak veya resim yapmak, % 44.1’inden takı uğraşına katılmak ve tedavi yapmak cevapları alındı. Kliniklerin % 66.2’sinde psikoeğitim verilmezken, % 33.8’inde verildiği saptandı. Psikoeğitimi veren meslek grupları incelendiğinde % 17.9 doktorların, % 7.2 psikologların, % 3.6 hemşirelerin ve % 5.1 tüm meslek gruplarının verdiği belirlendi.

Sonuç: Araştırma sonuçları incelendiğinde ülkemizdeki psikiyatri servislerinin fiziksel yapılandırılmasında eksiklerin olduğu ve terapotik aktivitelerinin daha az yapıldığı görülmektedir. Ruh sağlığı ve psikiyatri hemşirelerin terapotik ortamı sağlama ve sürdürmede daha fazla sorumluluk almaları dikkat çekmektedir.

Hemşirelerin Tanı,Tedavi ve Bakım Uygulamaları Sırasında Tıbbi Hata Oranlarının Değerlendirilmesi

Proje Yılı: 2014_2  TRABZON

Proje Yürütücüsü: Yrd.Doç.Dr.İlknur KAHRİMAN

Proje özetini görmek için tıklayın.

Tıbbi hatalar ve hasta güvenliği, son dönemde hem ulusal hem de uluslararası platformda üzerinde önemle durulan bir konu haline gelmiştir. Bu proje çalışması da, sağlık personelinin çoğunluğunu oluşturan hemşirelerin tanı-tedavi ve bakım uygulamaları sırasında tıbbi hata yapma durumu ve tıbbi hataların nedenlerini saptamak, bu hataların saptanmasını kolaylaştıracak geçerli ve güvenilir hemşirelerde tıbbi hata tespit ölçeği (HTHÖ) geliştirmek ve hemşirelere yönelik konuya ilişkin bir eğitim programı hazırlamak, eğitimleri gerçekleştirmek ve değerlendirmek amacı ile yapılmıştır.

Bu doğrultuda çalışma, ölçek geliştirme, tıbbi hata durumu ve nedenleri belirleme, eğitim ve değerlendirmesi olmak üzere üç ana bölümde ele alınmıştır. Ölçek çalışması, bir üniversite hastanesinde çalışan 298 hemşire ile 94 maddeden oluşan taslak ölçek ile gerçekleştirilirken, tıbbi hata ve nedenlerini belirlemeye yönelik çalışma, bir üniversite, bir özel ve 12 kamu hastanesinde çalışan 1092 hemşire ile bilgi formu ve HTHÖ ile yürütülmüştür. Eğitim ise 12 kamu hastanesinde, bir üniversite ve özel hastanede çalışan 184 hemşire ile gerçekleştirilmiş ve ön- son test ile değerlendirilmiştir. Bulgulara göre ölçek, yapılan açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizi ve güvenirlik testleri sonuçlarına göre geçerli ve güvenilir bir ölçektir. Ayrıca, verilere göre her beş hemşireden biri bir tıbbi hata yapmış ve bu hatalar hastaya zarar vermiştir (%3.6) ve zarara bağlı hastaların tedavisi gecikmiş (%9.8), yan etki (%5.5) ve yaralanma (%2.1) oluşmuştur. Hemşirelerin %61.4’ü hatalarının sistem ve koşullara bağlı geliştiğini açıklamıştır. Ayrıca %83’ü hatalarının yorgunluklarına bağlı kendilerinden, %82’si hemşire sayısının az olmasına bağlı kurumdan ve %75’i iletişim eksikliğine bağlı sağlık personelinden kaynaklandığını açıklamıştır. Ancak HTHÖ göre hemşireler kan ve kan ürünleri transfüzyonu ve ilaç uygulamaları başta olmak üzere tüm uygulamalarda hatalara karşı dikkatli davranmaktadırlar. Bununla birlikte, düşme ve diğer kontrollü uygulamalar boyutlarında kendilerini iyileştirmeye ihtiyaçları vardır.

Son olarak, hataların önlenmesi ve azaltılması amacı ile hemşirelerin bilgi ve farkındalık düzeylerini artırmak için yapılan eğitimin etkili olduğu ve hemşirelerin bilgi düzeylerinin önemli derecede arttığı saptanmıştır. Sonuçta, literatüre ve klinik uygulamalara yansıyacak kullanımı kolay, geçerli ve güvenilir bir ölçek, tıbbi hata ve nedenlerinin tanımlanarak önlemlerin alınmasını sağlayacak veriler, bir rehber ve örnek olabilecek bir eğitim programı kazandırılmış ve gerçekleştirilmiştir.

Kan İlişkili Enfeksiyonlarda Görünmeyen Tehlike Konnektörler

Proje Yılı: 2014_1 İSTANBUL

Proje Yürütücüsü: Prof.Dr. Ayşe Ferda OCAKÇI

2013

Erkeklerin Meme Kanseri Tedavisinde Bağlı Fiziksel Değişikliği Olan Eşlerinin Görünümüne İlişkin Algıları

Proje Yılı: 2013_4 TRABZON

Proje Yürütücüsü: Doç.Dr. Ayla GÜRSOY

Sebze ve Dostu Programının Adölesanların Sebze ve Meyve Tüketimine Etkisi: Transteoretik Modele Dayalı Çalışma

Proje Yılı: 2013_3 İSTANBUL

Proje Yürütücüsü: Yrd.Doç.Dr. Ayşe ERGÜN

2012

Çocuk Kronik Hastalık Yönetimi Ölçeği: Aile Formu'nun Psikometrik Özellikleri

Proje Yılı: 2012_4 İSTANBUL

Proje Yürütücüsü: Yrd. Doç.Dr. Ayşe ERGÜN

Çocuk Kliniklerinde Çalışan Hemşirelerin Rol ve İşlevlerini Uygulama Durumları ile Mesleki Doyumları Arasındaki İlişki

Proje Yılı: 2012_3 MERSİN

Proje Yürütücüsü: Yrd.Doç.Dr.Rana YİĞİT

2011

Erzurum İli 7-11 Yaş Okul Çocuklarında Sağlıklı Beslenme Alışkanlarının Kazandırılması ve Obezitenin Önlenmesi

Proje Yılı: 2011_7 ERZURUM

Proje Yürütücüsü: Doç.Dr. Duygu ARIKAN

Kars'ta Yaşayan 45 Yaş Üstü Üriner İntokantinansı Olan Kadınlarda Kegel Egzersizlerinin Etkinliğinin Saptanması

Proje Yılı: 2011_5 KARS

Proje Yürütücüsü: Yrd. Doç.Dr. Yeliz AKKUŞ

Kars'ta 'Şiddete Yönelik Eğitim Programı ile'Kadınların ve Çocukların Şiddete Karşı Korunması

Proje Yılı: 2011_4  KARS

Proje Yürütücüsü: Öğr.Gör. Neriman GEY

Adölesanların Sebze Meyve Tüketimini Etkileyen Faktörler

Proje Yılı: 2011_2 İSTANBUL

Proje Yürütücüsü: Yrd. Doç.Dr. Saime EROL

2010

Öğrenci Hemşirelerin Mezuniyete Hazır Olma Durumlarının Algılamaları ve Mezuniyet Sonrası Dönemden Beklentileri

Proje Yılı: 2010_4 İSTANBUL

Proje Yürütücüsü: Yrd. Doç.Dr. Perihan GÜNER KÜÇÜKKAYA

Öğrencilikten hemşireliğe geçiş karmaşık ve stresli bir süreçtir. Son yıllarda uluslararası platformdaki tartışmaların merkezinde, yeni mezun hemşirelerin hızla değişen ve gelişen sağlık sisteminde çalışmak için gerekli bilgi, beceri ve güvene sahip olmadıklarına yönelik algılamaları yer almaktadır. Bu konu yıllar İçinde değişime uğrayan hemşirelik eğitiminde bir sorun haline gelmiştir ancak henüz geçişle ilişkide sorunlar henüz tam olarak ortaya konmamıştır.

Nitelikli bir hemşire olmak, hemşirelik uygulamaları bağlamında sosyalleşmeyi, hasta bakım ve servis aktivitelerinde sorumlu olmayı, yanlış yapma korkusu ile baş etmeyi, diğer sağlık profesyonelleri ile etkileşimde bulunmayı ve kendi klinik uzmanlığına geliştirme çabasını gerektirmektedir. Bununla birlikte kanıtlar, yeni mezun hemşirelerin ilk başta kendilerini hazır hissetmediklerini ve hemşire olarak ilk işe başladıklarında ciddi düzeyde stres yaşadıklarını göstermektedir. Yapılan yeni çalışmalarda da mesleğe başladıktan sonraki ilk üç ayın meslek hayatının en stresi dönemlerinden biri olduğu ve birinci yılda, yeni mezunların %35-60’ının çalıştıkları yeri değiştirdikleri saptanmıştır.

Bu araştırmanın amacı, Türkiye’deki hemşirelik bölümü son sınıf öğrencilerinin mezuniyete hazır olma durumları, yaşayabileceklerini düşündükleri sorun alanları ve mezuniyet sonrası dönemden beklentilerini tanımlamaktadır. Çalışma Türkiye’deki hemşirelik son sınıf öğrencilerinin mezuniyete kendilerini ne kadar hazır hissettikleri hangi alanlarda yeterli ya da yetersiz hissettikleri, mezuniyet sonrası beklentilerinin neler olduğu ve mezuniyet daha iyi hazır olabilme konusunda önerileri ortaya konacaktır. Elde edilen bulgular ve getirilecek öneriler eğitimcilerin mezuniyet sonrası beklentileri anlamasına hastanelerin, hizmet içi eğitim programlarının içeriğinin düzenlenmesinde ve yeni mezun hemşirelerin gerçekçi beklentiler konulmasında Işık tutacaktır bütün bu düzenlemeler, yeni mezun hemşirelerin öğrencilikten meslek hayatına geçişlerinin daha az stresli ve kolay olmasına, dolayısıyla hasta bakım kalitesinin artmasına yol açacaktır.

Araştırmanın evrenini, Türkiye’de yedi coğrafi bölgede hemşirelik lisans eğitimi veren yüksekokullarda ve sağlık bilimleri fakültelerinde eğitimini sürdüren toplam 5006 son sınıf hemşirelik bölümü öğrencileri oluşturmaktadır. Örneklem seçiminde çok aşamalı tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır ve 2272 (p=0.50ve %99 anlamlılık düzeyinde ve 0.02 örnekleme hatası) öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur.

İnmeli Hastalara Bakım Verenlerde Eğitimin Hasta Yükünün Algılanması ve Tükenmişlik Üzerine Etkisi

Proje Yılı: 2010_3 YOZGAT

Proje Yürütücüsü: Öğr. Gör. Dr. Ayşegül KOÇ

Beyin damar hastalıkları, kalp hastalığı ve kanserden sonra sıradaki ölüm nedenidir. Aynı zamanda erişkinlerde, nörolojik hastalıklar içinde ölüm ve sakatlara neden olma açısından ilk sırada yer almaktadır.

İnmeli hastaların %20’si erken dönemde olmak üzere %30 bir yıl içerisinde ölmekte, yaşayanların üçte biri de günlük işlerinde başkalarına muhtaç olarak yaşamlarını sürdürebilmektedir. Bu oranda inmeyi en fazla sakatlığı ve bağımlılığına yol açan hastalık kategorisine sokmaktadır. Serebro vasküler olay (SVO, inme) sonrası hemipleji özgürlüğün en önemli nedenlerindendir. Üstelik hemiplejik değişik hastalar toplumların sağlık bakım harcamalarında önemli yer tutar.

Fonksiyon kaybı ile seyreden inmedi bireyin günlük yaşam aktiviteleri önemli ölçüde etkilenir ve sürdürülebilmesi hemşirelik işlevlerinin önemli bir hedef olmalıdır. Hastalığın değişen bedenin ve bazı kaybolan fonksiyonlarına uygun şekilde yaşam şekli düzenlenmesi, korku ve belirsizlik duygularından kurtulmasına yönelik desteklenmesi önemlidir. Ancak taburculuk sonrasında hasta ve hasta bakımı vericiler ciddi güçlüklerle karşılaşmaktadırlar.

Yapılan toplum taramalarında inmeli hastalara bakım verenler çoğunlukla hasta ile birlikte yaşamaktadır ve hastanın eşi veya akrabalarıdır. Diğer çalışmalarda ise günlük yaşamda ciddi kayıplarla seyreden benzer hastalık guruplarında (Alzheimer gibi) ise hastanın üçte ikisinin evde aile üyeleri tarafından bakıldığını göstermiştir ve bu verilen bakım hastalığın evresine göre toplam bakımı ihtiyacının %43 ila %80’ini oluşturmaktadır.

Kars'ta Kapalı Ortam Hava Kirliliğinin Yarattığı Sorunlar Açısından Riski Yüksek Olan Kadınlara Verilen Eğitimin Etkinliğinin Değerlendirilmesi

Proje Yılı: 2010_1 KARS

Proje Yürütücüsü: Yrd.Doç.Dr. Gülnaz KARATAY

Gelişmekte olan ülke statüsünde olan Türkiye’de özellikle kırsal ve yoksul kesimde kapalı ortam hava kirliliği önemli bir sorundur. Kapalı ortam hava kirliliğinin önüne mi nedenlerinden biri sigara diğer ise Doğu Anadolu’da yaygın kullanılan tezektir. Bu iki kaynaktan köken alan kapalı ortam hava kirliliği nedeniyle sağlığı tehdit edebilecek birçok sorun ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Kars’ta kapalı ortam hava kirliliğinin yarattığı sorunlar açısından yüksek risk altında olan kadınlara verilen eğitimin etkinliğinin incelenmesidir. Müdahale çalışması olarak planlanan bu çalışmanın verilen 10 Şubat-1 Haziran tarihleri arasında toplanacaktır. Kapalı ortam hava kirliliğinin yarattığı sorunlar açısından risk altında olan 80 Kadın araştırma kapsamına anlayacaktır. Müdahale grubuna alınan 40 kadını birer hafta arayla ev ziyareti yapılacak ve 5 oturumluk eğitimler verilecektir. Kontrol grubunda yer alan 40 kadın ise sadece izlenecektir. Oturumlar, oturumun amacını, hedeflerini, eğitimin yönetimini içeren eğitim planları çerçevesinde yürütülecektir. Araştırmanın verileri sosyo- demografik ve sağlık durumlarına ilişkin bilgi formu, kadınların tezek hakkındaki bilgi ve uygulamalarını tanılamaya yönelik bilgi formu, tezek kullanım bilgi testi, ÇSD maruziyet testi, semptom değerlendirme testi aracılığıyla toplanacaktır. Eğitimler tamamlandıktan bir ay sonra hem deney hem kontrol grubundan son testi ölçümü yapılacaktır. Çalışmadan elde edilen veriler SPSS veri tabanında değerlendirilecektir.

2009

Psikiyatri Hastanelerinde Çalışan Hemşirelerin Ruhsal Hastalıklara Yönelik İnançları

Proje Yılı: 2009_7 İZMİR

Proje Yürütücüsü: Prof.Dr. Olcay ÇAM

Türkiye'de İç Hastalıkları Kliniklerinde Çalışan Hemşirelerin Nitelikleri Çalışma Koşulları ve Sorunları

Proje Yılı: 2009_4 BOLU

Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Feray GÖKDOĞAN 

Kars Yöresinde Yaşayan 15-49 Yaş Grubu Kadınların Aile Planlaması Konusunda Danışmanlık Gereksinimlerinin Karşılanması

Proje Yılı: 2009_2  KARS

Proje Yürütücüsü: Öğr. Gör. Neriman GEY

Projenin amacı; Kars yöresinde yaşayan 15-49 yaş grubu kadınların aile planlaması konularında bilgi düzeyini yükselterek, olumlu davranış değişikliği sağlamak ve yörede sunulan aile planlaması sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını arttırmaktır. Araştırmanın evrenini/hedef grubunu Kars İli Merkez İlçesi’ndeki 2 ve 4 No’lu Sağlık Ocakları’nın hizmet verdiği kentsel alanda ikamet eden ve 15-49 yaş grubunda bulunan 6279 kadın oluşturacaktır. Araştımanın örneklemini ise, evreni oluşturan kadınların 1/3’i, 2093 kadın oluşturacaktır. Verilen eğitimlerle, her bir kadının en az 3 kişi olumlu etkileyeceği ya da aldığı eğitimi paylaşacağı düşünülerek tüm hedef grubu ulaşılacaktır. Planlanan hedeflere ulaşmak için, eğitim faaliyetleri bireysel ve küçük grup şeklinde, kadınların yaşadıkları ev ortamlarında, sağlık ocaklarında, okullarda, halk eğitim merkezlerinde, belediyenin eğitim merkezlerinde ve bağ-bahçe gibi alanlarda yürütülecektir Projenin sonunda, eğitimlere katılan kadınların en az yarısının, eğitim sonrası sağlık ocakları başvurması ve ilgili ocaklarındaki Etkin yöntem kullanım oranlarının artırılması hedeflenmektedir.

2008

Doğum Evlerinde Yapılan Perineal Masajın Perineal Travmaları ve Travmanın Olumsuz Etkilerini Azaltmadaki Etkisi

Proje Yılı: 2008_7AYDIN

Proje Yürütücüsü: Yrd. Doç.Dr. Zekiye KARAÇAM

Hemşirelik/Ebelik Müzelerinin Kurulması

Proje Yılı: 2008_5 ANKARA

Proje Yürütücüsü: Doç.Dr. Yurdagül ERDEM

Evli Adölesanlarda Planlı Eğitimin Üreme Sağlığını Koruyucu Davranışlara Etkisi

Proje Yılı: 2008_1 İZMİR

Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Ahsen ŞİRİN

Üreme sağlığı, üreme hakları ve cinselliği de içeren geniş bir kavramdır. Dünya Sağlık Örgütü üreme sağlığını; üreme sistemi işlevleri ve süreci ile ilgili sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, tüm bunlara ilişkin fiziksel, mental ve sosyal yönden tam bir iyilik halini olmasıdır diye tanımlamaktadır. Adölesanlarda görülen, erken cinsel aktivite, sigara, alkol kullanımı, çok eşlilik, korunmasız cinsel ilişki, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, planlanmayan gebelikler gibi riskli davranışlar birçok sağlık sorununu da beraberinde getirmektedir. Bu bilgiler doğrultusunda İzmir Çamdibi bölgesi Çınar Mahallesi’nde bulunan 15-19 yaş evli adölesan kadınların (n=92) üreme sağlığını korumaya ilişkin bilgi düzeyleri davranışlarını tutumlarının saptamak; güvenli annelik çerçevesinde belirlenen konular doğrultusunda yetişkin eğitimi ilkeleri göz önünde bulundurularak kadınlara eğitim vermek, eğitim sonrası bilgi düzeyleri davranış ve tutum değişikliklerini belirlemek amacıyla öntest-sontest deneysel tanımlayıcı bir araştırma planlanmıştır.

Çınar Mahallesi’nde yaşayan proje hakkında bilgi verilen ve çalışmaya katılmayı kabul eden evli adölesan kadınlar çalışmaya dahil edilecektir. Eğitim planı olarak; 15-20 kişilik gruplar halinde, evreni oluşturan tüm kadınlara (n=92) ulaşıncaya kadar iki günlük eğitimleri devam edilmesi planlanmaktadır.

Bu çalışma saatleri riskli bir grup olan adölesanlarda verilecek eğitimler ile hem olumlu üreme sağlığını davranışlarını geliştirmek hem de diğer sağlık sorunlarını azaltmak hedeflenmektedir.

2007

Doğum Sonrası Erken Taburculukta Anneleri Bilgilendirmenin ve Hastane-Sağlık Ocağı Arasında Etkin İletişimin Anne-Bebek Sonuçlarına Etkisi.

Proje Yılı: 2007_7 ERZURUM

Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Sebahat GÖZÜM

Ülkemizde anne ölümlerinin %54’ü postpartum dönemde ve özellikle ilk hafta içerisinde gerçekleşmektedir. Diğer bölgelerle karşılaştırıldığında, Erzurum’un da içinde yer aldığı Kuzeydoğu Anadolu anne ölümlerinin en yüksek olduğu bölgedir. Doğum sonrası erken taburcu edilen annelerin paspartum ilk günlerde ebe tarafından ziyaret edilip takibi alınmasının anne sağlığına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Önerilen projede hedef, hastanede yapılan doğumlar sonrası taburcu edilen annelerin ilk 72 saat içerisinde eve ebeler tarafından ziyaret edilmelerini sağlamak üzere doğum hastanesi ve sağlık ocakları arasında etkin iletişimi sağlamak, taburculuk sırasında anneyi bilgilendirmek ve yönlendirmektir. Böylece anne ve yenidoğanın sunulan sağlık hizmetlerinden daha erken yararlanmaları sağlanacaktır.

Kontrol gruplu öntest-sontest deneme modelinde yürütülecek çalışmada birbirini tamamlayan iki temel girişim planlanmıştır. İlki erken taburcu edilen anneleri hastanede broşürler ve anons sistemi ile ilgili bilgilendirip sağlık ocaklarına yönlendirmektir. Diğer girişim, yapılan doğumları her gün sağlık ocağındaki ebelere faxla bildirmektir. Aşağıdaki 4 hipotez ile bu girişimlerinin etkinliği sınanacaktır;

1) Girişimin yapıldığını sağlık ocağı bölgesindeki anneler kontrol grubu sağlık ocağındaki annelere göre ebeleri tarafından daha erken izleyeceklerdir.

2) Girişimin yapıldığı sağlık ocağı bölgesindeki bebeklerin FKÜ tarama testleri kontrol grubu sağlık ocağındaki bebeklerle kıyaslandığında daha erken alınacaktır.

3) Girişimin yapıldığını sağlık ocağı bölgesindeki bebekler arasında yalnızca anne sütü ile beslenen bebeklerin oranı kontrol grubu sağlık ocağındaki bebeklerle kıyaslandığında daha yüksek olacaktır.

4) Girişimin yapıldığını sağlık ocağı bölgesinde doğum sonrası çiftlerin etkin kontrasepsiyon kullanma oranı kontrol grubu sağlık ocağındaki çiftlerle kıyaslandığında daha yüksek olacaktır.

KARS Yöresinde Yaşayan Gebe Kadınların Güvenli Annelik Gereksinimlerinin Sağlanması.

Proje Yılı: 2007_6 KARS

Proje Yürütücüsü: Öğrt. Gör. Neriman GEY 

Projenin amacı; Kars yöresinde yaşayan gebe kadınların güvenli annelik konularında bilgi düzeylerinin yükselterek olumlu davranış değişikliği sağlamak ve yörede sunulan sağlık hizmetlerinden yararlanmalarını arttırmaktır. Projenin temel hedef grubu Kars il merkezinde bulunan 1 ve 4 nolu sağlık ocaklarına kayıtlı ve gebeliğinin ilk üç ayında bulunan gebe kadınlar oluşturacaktır. Bu aynı zamanda araştırmanın evren ve örneklem grubunu oluşturacaktır. Bu sayının yaklaşık olarak 100-150 gebe olması beklenilmektedir.

Planlanan hedeflere ulaşmak için bilgi/eğitim faaliyetleri, gebelerle birebir görüşme ve ev ziyaretleri şeklinde yürütülecektir. Bunun için öncelikle, ilgili sağlık ocaklarına kayıtlı gebeler tespit edilecek ve ön anket uygulanarak gebelerin eğitim gereksinimleri belirlenecek ve bu doğrultuda eğitim modülü, eğitim kitapçığı ve eğitim broşürü hazırlanacaktır. Daha sonra düzenli olarak yapılan ev ziyaretleriyle eğitim gereksinimleri karşılanacak, sağlık kontrolleri için sağlık kuruluşlarına yönlendirilecektir. 9 aylık gebelik süresince izlenen gebelerin doğumlarını bir sağlık kuruluşunda yapması sağlanacak ve doğum sonu bakımına yönelik gerekli eğitim ve yazılı materyal sunulacaktır.

Son olarak her gebeye ilk başta uygulanan anket formu tekrar uygulanacak ve her iki anket formu arasındaki fark kıyaslanacaktır. Eğer gebelerden en az yarısı (%50-%60) en az 6 kere sağlık kuruluşuna kontrole giderse düzeni TA ve ödem kontrolü yaptırırsa demir, folik asit gibi vitaminlerini düzenli kullanırsa ve doğumunu bir sağlık kontrolünde yaptırırsa proje hedefine ve amacına ulaşmış sayılacaktır.

Bilişim Destekli Danışmanlık Modelinin Onkoloji Hastaları ile Çalışan Hemşirelerin Psikolojik Bakım Alanındaki Gelişmelere Etkisi.

Proje Yılı: 2007_2 ANKARA 

Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Gülşen TERAKYE

Bu çalışma Ankara Gazi Üniversitesi Hastanesi’nde kanser tanısı konmuş ve yatarak tedavi gören ya da kemoterapi uygulanan hastalara bakım vermekte olan 80 hemşireden 50’si örnekleme alınarak gerçekleştirilecektir hemşireler mevcut çalışma düzenleri içinde hastaların kendilerine yönelttikleri soruları ve duygularını bilgisayar ortamında kaydederek hastaların psikolojik bakım konusunda danışmanlık alacaklardır. Danışmanlık psikiyatri hemşireleri tarafından elektronik yolla yapılacaktır 6 aylık danışmanlık sonucunda hemşirelerin görüşme süreçleri analiz edilecek 1. Düzey psikolojik bakım seviyesinde (bilgi verme, görüşme, dinlenme ve empati becerisi, psikolojik gereksinimleri-duyguları tanımlayabilme, sunabilme, aktarılan problem hakkında bilgili olma) gelişim ölçülecektir.

Danışmanlık hizmeti için ortak dil, yöntem ve materyal oluşturulacak bu modüllerin ve modellerini etkinliği test edilecektir.

2006

Hemşirelik Eğitiminin Kalitesinin Değerlendirilmesi Kapsamında Öğrenci Velilerinin Eğitim Kurumu ve Meslekle İlgili Görüşleri ile Yönetici Hemşirelerin Mezunların Performansıyla İlgili Değerlendirmelerinin Araştırılması.

Proje Yılı: 2006_14 İSTANBUL

Proje Yürütücüsü: Yard. Doç. Dr. Ülkü BAYKAL

KARS'ta Çalışan Hemşirelerin Atılganlık Düzeyi.

Proje Yılı: 2006_13 KARS 

Proje Yürütücüsü: Filiz ADANA

Yoğun stres ve zorlu çalışma koşullarının var olduğu hemşirelikte çekingenlik, baş edilmeyen stres, duyguların uygun yollarla ifade edilememesi, haklarını savunamama değişik sorunlara neden olmaktadır. Bunların arasında iş doyumsuzluğu, hasta-hemşire, hekim-hasta ve ailesi arasında iletişim sorunları, iş ilgili olumsuz tutumlar ve psikosomatik sorunlar sayılabilir. Atılganlık eğitimi, bireylerin kişiler arası ilişkilerinde, kendi düşünce ve duygularını kendine güvenli fakat sosyal uygun bir biçimde ifade etmesini amaçlar. Literatürde yer alan çalışmaların çoğu atılgan davranış örüntüsünün uygun bir eğitim ile geliştirebileceğini kabul eder.

Hemşirelere verilen atılganlık eğitimi, hemşirelerin kişilerarası ilişki becerilerini geliştirecek, stresle baş etmeleri, duygu ve düşüncelerini uygun yollarla ifadelerinin yanı sıra kendi hak ve özgürlüklerini korumayı sağlayacak dolayısıyla daha doyumlu, güvenli ve verimli olmalarına neden olacaktır. Sağlık bakım sistemi içerisinde yer alan hemşirelerin atılgan davranış özellikleri geliştirilmesiyle bakımın kalitesinde artacağı düşünülmektedir.

0-12 Aylık Çocuğu Olan Annelerin Çocuk Büyütmeye İlişkin Yaptıkları Uygulamaların Saptanması ve Sorunlara Yönelik Eğitimlerin Planlanması, Zararlı Olan Uygulamaların Ortadan Kaldırmak.

Proje Yılı: 2006_12 KARS

Proje Yürütücüsü: Hatice BIÇAKÇI

Ankara Üniversitesi İbn-i Sina Hastanesi Hemşirelik Hizmetlerinde Yeni Açılımlar: Organ Nakli Ünitesinde Pilot Çalışma.

Proje Yılı: 2006_10 ANKARA

Proje Yürütücüsü: Yard. Doç. Dr. Serpil TALAS 

TÜRKİYE'de Hemşirelik Öğrencilerinin Profili

Proje Yılı: 2006_7 MERSİN

Proje Yürütücüsü: Yard. Doç. Dr. Rana YİĞİT

Bu çalışmada; hemşirelik öğrencilerinin demografik özelliklerinin eğitim yaşantıları ve ekonomik durumları ile ilgili algılarının kültürel-sanatsal ve sportif etkinliklere katılma durumlarının, örgütlenme konusundaki görüşlerinin, bulundukları bölgeyi ve devlet politikalarını sağlık açısından değerlendirmelerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini devlet ve Vakıf üniversitelerine bağlı hemşirelik ve sağlık yüksekokullarında hemşirelik eğitimi gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemi ise yirmi bir üniversiteye bağlı dört hemşirelik ve on yedi sağlık yüksekokulunun son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Veriler araştırmacılar tarafından geliştirilen anket formu ile 2016 yılı Mayıs-Haziran aylarında toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS 11.5 ile değerlendirilmiştir.

Verilerin analizi frekans ve yüzdeler üzerinde yapılmıştır. Öğrenciler genellikle kent kökenli ve sosyo-ekonomik yönden orta düzeydedir. Teknolojiye kullanmakta, güncel olayları ve sanat etkinliklerini izlemektedir. Yaklaşık yarısı yabancı dil bilmekte, spor ve tatil yapabilmektedir. Öğrencilerin çok azı öğrenci topluluklarına ve Herhangi bir derneğe üyedir. Yarıdan fazlası hayal ettiği üniversitede okumakta ancak hayal ettiği bölümde değildir. Ancak önemli bir kesimi hemşireliği seçtiği için mutludur. Öğrencilerin çoğu hemşirelik eğitiminin yeterli bulmakta ancak devletin eğitim politikalarının yetersiz bulunmaktadır. Hemşirelik mesleğinin geleceği ve olumlu görmektedirler.

Üreme Sağlığı Bilinci Geliştirme Projesi-1 ‘Genital Akıntılar’

Proje Yılı: 2006_6 İSTANBUL

Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Hediye ARSLAN

1994 Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Toplantısı’nda dünya genelindeki üreme sağlığı politikaları ve programları belirlenmiştir. Programlarda yer alan üç ana konu; aile planlaması, temel üreme sağlığı ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardır. Aynı toplantının sonuç bildirgesi eylem planında hesaplanan maliyetlerde yer alan önemli konulardan biri de cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlardır.

Genital yolu enfeksiyonları kadın sağlığını bozan, cinsel yaşamı ve eşler arasındaki ilişkileri etkileyen tedavi edilmediğinde kanser, infertilite ve HIV gibi daha ağır tablolara zemin hazırlayan önemli sağlık sorunlarından biridir. Epidemiyolojisi ülkelere göre farklılıklar göstermesine karşın genital yolu enfeksiyonları %10-50 gibi yaygın olan da görülen bir sağlık sorunudur. Ülkemizde 2003-2004 yıllarında yapılan çalışmalarda genital yol enfeksiyonlarının %30,4 oranında olduğu, kadınların %58,7’sinin patolojik akıntılarının normal kabul ettiği belirtilmiştir.

Çalışmalar toplumumuzda da genital akıntıların önemli bir sağlık sorunu olduğunu, korunma erken tanı ve tedavi bilincinin eksik olduğunu göstermektedir. Hemşireler bu alanda kadınlara ulaşabilecek eğitim-danışmanlık yaparak koruyucu sağlık alışkanlıkları, anormal durumları erken fark edebilme ve tedavinin etkin sürdürülmesi konusunda önemli role sahip sağlık elemanlarıdır.

Araştırmanın amacı genital akıntıları değerlendirmek şüpheli bakılır uygun Tanımı ve tedavi için yönlendirmek genital enfeksiyonlardan korunma yanlış uygulamaların düzeltilmesi erken Tedavinin sağlanmasını kapsayacak eğitim Danışmanlık yapmak amacıyla planlamıştır. Deneysel ve prospektif olarak tasarlanan araştırmamızın evrerini, İstanbul ili Üsküdar ilçesi sınırlarında yer alan A ve B mahallelerindeki 15-49 yaş evli kadınlar oluşturmaktadır. Randomize kontrollü örnekleme alınan kadınlar 4 hafta süreli eğitim ve danışmanlık programına anlayacaklardır. Bir eğitim modülünde kadın erkek üreme organları yapı ve işleyişi, normal/anormal akıntı özellikleri, koruma, erken tanı, tedavisinin etkin sürdürülmesi, genital hijyen ve sağlık davranış yöntemleri geliştirme konuları ele alınacaktır. Örnekleme alınan kadınlara akıntı sorgulama formu, evli kadınlarda üreme sağlığını koruyucu tuttum belirleme ölçeği, kadın sağlığı bilgi testi formu uygulanacaktır. Değerlendirmeler eğitim öncesi ve sonrası eğitim sonrası 3. ve 6.ayda hatırlatma eğitimi ve tekrar kontrolleri yapılacaktır.

Araştırmanın bir yıllık süre içinde tamamlanması planlamıştır.

Toplum Merkezli Hemşirelik Bakım: Eğitim-Uygulama Entegrasyonu.

Proje Yılı: 2006_5 BOLU

Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Feray GÖKDOĞAN

Münih Deklarasyonu (2000) ile toplam sağlığı sorunlarının çözümü, etkili ve ulaşılabilir sağlık hizmetlerinin sunulması ve bakımını sürekliliğinin sağlanmasında hemşire veya belirli çok önemli rolleri ve katkıları olduğu güçlendirilmesi gerektiğinde hemşirelerin bu potansiyellerini en iyi şekilde yaşama geçirebilecekleri bildirilmektedir.

Bu çalışmada Bolu Sağlık Yüksekokulu’nun öğretim elemanları ve öğrencileri tarafından hemşirelik eğitim ve uygulamaların entegrasyonu ile toplum temelli sağlık hizmetlerine etkili bir şekilde sunulması amaçlanmaktadır. Bu proje bir pilot uygulama alanı oluşturularak, var olan sağlık kayıtları gözden geçirilerek hemşirelik bakım uygulamalarının rehber oluşturacak sağlıkla ilgili ilave temel veriler toplanarak toplu olmaz sağlık sorunlarının saptanması planlanmaktadır. Proje kapsamındaki toplum temelli bu hemşirelik bakım uygulamalarının sürekli ve sürdürülebilir olabilmesi için gerekli çalışmalar yapılması düşünülmektedir.

Araştırmanın evrenini Bolu ili, örneklemini ise Karaköy Sağlık Evine kayıtlı yaklaşık 500 kişi oluşturmaktadır. Kesitsel tipte gerçekleştirilecek olan araştırmada Mart 2016 Mart 2007; bakım gereksinimleri, kronik hastalık, sağlık hizmetlerinde kullanımı, sağlık eğitimi gereksinimleri, aşılanma durumu, aile yapısı ve işlevi, kadın sağlığı ve yaşlıların durumu vb. sorgulanacaktır. Çalışmanın verileri, amaçlara göre hazırlanmış soru formları kullanılarak öğrenciler tarafından ileri gidilerek yüz yüze görüşme tekniği ile toplanacaktır. Elde edilen veriler bilgisayarda bir istatistik programında analiz edilecektir.

Karaköy’de yaşayan kişilerin sağlık sorunları satıldıktan sonra sık aralıklarla izlenecek, gerekirse ikinci basamak sağlık kurumlarına yönlendirilecektir. Sağlık, hastalık, uyum ve baş etme yöntemleri konusunda sağlık eğitim programları düzenlenecektir.

Hemşirelere Verilen Psikiyatri Hemşireliği Eğitiminin Etkililiğinin Araştırılması.

Proje Yılı: 2006_4 İZMİR

Proje Yürütücüsü: Doç. Dr. Olcay ÇAM 

2004

Türkiye'deki Doktora Eğitimi Almış Hemşirelerin Mesleki ve Bilimsel Aktiviteleri ve İlişkili Faktörler.

Proje Yılı: 2004_4 KONYA

Proje Yürütücüsü: Dr. Belgin AKIN

Annelerin Çalışma Durumunun Anne Sütü Verme ve Bebek Sağlığına Etkisi.

Proje Yılı: 2004_2 İSTANBUL

Proje Yürütücüsü: Öğr. Görv. Gülçin BOZKURT

2003

Alzheimer Hastası Olan Bireylerin Bakımı ve Aile Eğitimi.

Proje Yılı: 2003_5 ERZURUM

Proje Yürütücüsü: Araş. Görv. Dilek KILIÇ

Alzheimer hastalığı, bu hastalık belirtilerini gösteren kişi için olduğu kadar ailesine ve yakın çevresinin yaşamını da büyük ölçüde olumsuz etkilemektedir. Ülkemize bu tür hastaların bakımını üstlenen ne resmi ne de sivil örgütlenmeler olmadığı gibi aileler hastaları için ne yapacaklarını bilememektedirler. Bu hastaların yapılabilecek en etkili yardım ailenin bilgilendirilmesi ve eğitilmesidir.

Bu araştırma, AH sağlık ve sosyal sorunlarını ailelerin yaşadıkları sorunları var olan şekliyle betimlemek, ayrıca mevcut durumun sağlık eğitimi ile değişip değişmediğini belirlemek amacıyla yarı deneme modeli ile planlanmış ve yapılmıştır. Araştırmanın evreni Erzurum il merkezi ve çevresinde bulunan AH tanısı almış bireyler (59) ve aileleri (103) oluşturmuştur. Örneklem grubunun oluşturulmasında herhangi bir örnekleme yöntemine gidilmeksizin evrenin tümü örneklem grubu olarak alınmıştır. Hasta verilerinin toplanmasında demografik bilgileri içeren anket formu klinik demans evreleri ve ölçeği Coronelli demansta depresyon ölçeği, Fiziksel öz-bakım ölçeği, Günlük yaşam ölçeği, Mini mental durum muayenesi ve Blessed kısa oryantasyon bellek konsantrasyon testi kullanılmıştır. Bakım ve vericilerde ise demokratik bilgileri içeren anket formu Beck depresyon ölçeği, Yalnızlık ölçeği, sosyal destek ölçeği, sağlıklı yaşam biçimi davranışları ölçeği, umutsuzluk ölçeği, ayrıca AH ve ailelerin yaşadıkları sorunları belirlemeye yönelik form kullanılmıştır. Yapılan öntest uygulamasına kontrol ve deney grubu bakım vericilerinin Alzheimer hastalığına ilişkin bilgi alma durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmazken (P>0.05) eğitim sonrası deney grubu bakım vericilerin tamamının AH hastalığı ve bakımı konusunda eğitim aldığı saptanmıştır.

Planlı eğitime bağlı olarak sontestte deney grubunun stres yönetimi ve egzersiz alt boyutunda ve sağlığı koruyucu ve geliştirici davranışlarını ölçen; sağlıklı yaşam biçimi davranışları puanında kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur. Öntes depresyon ve mutsuzluk puan ortalaması deney grubunda kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek bulunmuş son teste planlı eğitime bağlı olarak deney ve kontrol grubunun depresyon ve umutsuzluk puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırmaya katılanlan AH hastalıklarına bakım vermenin kendilerini çok yıprattığını ve özel yaşam anlamında hiç zamanlarının olmadığını ifade etmişlerdir. Proje süresince yapılan eğitimin hastaların yaşam kalitesi arttırıcı ve yaşam süresi uzatmayı katkıda bulunacağı öngörülmüştür.

Hamile Eğitim Programının Organizasyonu, Uygulama ve Değerlendirilmesi.

Proje Yılı: 2003_3 KOCAELİ

Proje Yürütücüsü: Prof. Dr. Seçil AKSAYAN

Proje özetini görmek için tıklayın.

İnsan yaşamında her yenidoğan bebek yeni bir umuttur, gelecektir. Bu umudun sağlıklı olarak doğması için annenin ve babanın; sağlıklı olması, gebeliği bilinçli olarak planlamaları, anne ve bebeğin sağlığı konularında yeterli bilgiye sahip olmaları gerekir. Gebelerin doğum öncesi dönemlerde alacakları eğitimin doğum ve doğum sonrasında anne ve bebek sağlığının korunması ve geliştirilmesinde katkıları yadsınamaz. Bu nedenle iyi planlanarak yürütülen ve herkesin kolayca ulaşabileceği doğum öncesi hazırlık sınıflarına ihtiyaç artmaktadır.

Anne adaylarına doğum öncesi, doğum ve doğum sonrası anne ve bebek sağlığı ve bakımı konularında bilgi ve beceri kazandırarak sağlıklı bir gebelik sürecini geçirmeleri amacıyla oluşturulan Hamile Eğitim Biriminin (HEB) organizasyonu, uygulaması ve değerlendirilmesi amaçlı bu eylem araştırmasında; Birimde eğitimler Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Polikliniği yanında ayrılan odada Kasım 2004 tarihinde başlatılmıştır. Eylül 2005’e kadar sekiz hafta süren programlarına 3 grup halinde katılan 30 anne adayı çalışma kapsamına alınmıştır. Benzer gruplarda öntest-sontest düzeni olarak planlanan çalışma, kontrol grubunun eşleştirmesi sağlanmadığından tek grupta öntest-sontest düzenine ilişkin veriler değerlendirilmiştir.

Annelerin eğitim sonrasında kendilerinin ve bebeklerinin bakımı, gebelik ve doğum, gebelikte beslenme, yenidoğan ve bakımı, anne sütü ve emzirme, lohusalıkta aile planlaması konularında bilgilerinin yeterlilik durumları eğitim durumları eğitim öncesi göre önemli ölçüde artış göstermiştir (p<0.005). Normal doğum yapan 14 gebenin %78.5’inormal doğum esnasında solunum egzersizlerini etkili kullandıklarını ifade etmişlerdir. Annelerin %90’ı bebeklerini doğumdan en fazla iki saat sonra emzirmeye başlamışlar ve %76’sı bebeklerini altı ay süre ile yalnızca anne sütü ile beslemişlerdir. Doğum sonrasında etkin aile planlaması yöntemlerinden birini kullananların oranı %90’dır.

Çalışmanın sonuçları, Hamile Eğitim Biriminde verilen eğitimlerin bilgi düzeyinde en fazla olmak üzere, tutum ve uygulama düzeyinde de etkili olduğunu göstermektedir. Ancak çalışmanın sınırlılıkları göz önüne alınarak Birim faaliyetlerinin sürekli hale getirilmesi ve izlenmesi önerilmiştir.

Okulöncesi Dönemdeki Çocukların Sağlığının Geliştirilmesi

Proje Yılı: 2003_1 İZMİR

Proje Yürütücüsü: Yard. Doç. Dr. Candan ÖZTÜRK